NEDEN KİLO VEREMİYORUZ?

NEDEN KİLO VEREMİYORUZ? Tüm olanaklara sahip olmamıza rağmen neden olmuyor? Konuya hızlı bir giriş yapalım...

Çünkü rejim yapmaya çalışıyoruz. Çünkü aklımız hep hızlı sonuçlarda ve “yapmak”ta.. Odağımızı “olma”ya çevirmemiz gerekiyor. 

Evet buradaki asıl soru: Nasıl bir insan olursanız hedefinize ulaşırsınız? Haydi gelsin cevaplar! Temiz beslenen bir insan olursanız, spor yapan bir insan olursanız, düzenli uyuyan bir insan olursanız... Yani kendini seven, değer veren, hayatına özen gösteren bir insan olursanız. Rejim yapan bir insan olursanız değil! Çünkü rejim yaptığınızda ya tamamlayamaz yarıda bırakırsınız ya da kısa bir süre için tüm acılara katlanır, kendinizi sevdiğiniz  birçok şeyden mahrum bırakır, hatta bazen besinsiz bile bırakır ve o hedeflendiğiniz kiloya ulaşırsınız. Ancak en iyi ihtimalle rejim bittikten altı ay sonra yine kendinizi rejim yaparken bulursunuz. Neden mi? Basit! Alışkanlıklarınızı değiştirmediğiniz için zaman içinde eski düzeninize geri döner, kilo almaya başlarsınız.  İyi de alışkanlıkları değiştirmek kolay mı? Hem de çok kolay! Sadece kolay da değil aynı zamanda eğlenceli de. Adım adım gidelim:

  1. İdeal kilosunda sağlıklı bir insan, fazla kilosu olan bir insan ile aynı günlük rutine sahip değildir. Farklı dozda hareket ediyor, acıktığında farklı besinlerle besleniyor, farklı bir uyku düzenine sahip ya da kriz anlarını farklı tercihlerle yönetiyor olabilir. Arada mutlaka bir fark vardır. İlk iş bu farklılıkları belirlemektir. Kendinize soracağınız ilk soru “Neyi farklı yapsam ideal kiloma ulaşırım?” olmalı. Bir anda cevaplar gelmeye başlar, çünkü aslında cevapları zaten biliyorsunuz. Öyle değil mi? Tüm cevaplar internette, uzmanlarda, kitaplarda, doktorlarda, gazetelerde, dergilerde, her yerde! Tamam şimdi vereceğiniz tek karar, tüm bu bilgilerin içinden size en uygun olan rutini oluşturmak. Nasıl beslenen, nasıl yaşayan biri olacağınıza karar verin. Çünkü bu iki hafta, iki ay değil, ömür boyu sürecek! Siz bugünden itibaren bir daha asla rejim yapmayacak ve yalnızca kendiniz olarak yaşayacaksınız. Rutininizi belirleyeceksiniz ve tek odağınız süreçten keyif almak olacak. Tek odağınız yeni yaşantınızı inşa etmek olacak. Kilo kendi icabına kendi bakacak.
  2. Devrim değil evrim gerek! Eğer köklü bir değişiklik yaratılacaksa bunun yolu evrimdir. Bir anda ekmeği sıfıra indirip, şekeri tamamen yok ettiğinizde kriz anına davetiye çıkartmış olursunuz. Beyninizin iknaya ihtiyacı vardır. Beyninizi bunu neden yaptığınıza ve ona ne faydası olduğuna ikna edemezseniz size en çetrefilli oyunlarını sunar. Sürekli ekmek, tatlı düşünmeye başlarsınız ve birgün direnciniz kırılır. Peki ne yapacaksınız? Kademeli ilerleyeceksiniz yani önce tolare edebileceğiniz bir düzen oluşturacaksınız. Her öğün ikişer dilim ekmek yiyen biri birer dilime düşürecek. Haftada üç kere tatlı yiyorsanız bire düşüreceksiniz. Ya da yerine koyma tekniği uygulayacaksınız. Yani haftada üç kere tatlı yiyorsanız iki kere meyve bir kere tatlı yiyeceksiniz. Böylece yeme düzenininiz zaman içinde evrim geçirecek. Unutmayın ipler sizin elinizde, kuralları siz koyuyorsunuz. Belki haftada yine üç sefer tatlı yemeyi seçersiniz ama porsiyonları bir-iki çatal ile sınırlarsınız. Kartları nasıl istiyorsanız öyle dizin. Kendinizi özgür hissetmeniz çok önemli. Çünkü özgürken daha güçlü kararlar verirsiniz!
  3. Beyin için eğitim şart! Okuyun, araştırın, zaman ayırın. Sizin için en doğru egzersiz hangisi? Beyaz şekerden neden uzak durmalısınız? Doğru yağlar hangileri? Uyku neden önemli? Sizin bunları sürekli araştırıyor olmanız beyninize “bu konu önemli” sinyali verir. Beyniniz ikna olmaya başladığında değişmeye başlarsınız. Çikolata olmadan yaşayamam derken zaman içinde çikolatayı gerçekten sevip sevmediğinizi sorgular hale gelirsiniz. Çünkü beyninizdeki çikolata tanımı “muhteşem, lezzetli, mutluluk verir” iken araştırmalardan sonra “yedikten sonra ağırlık çöküyor, bana zarar veriyor, gerçekten seviyor muyum, aslında fazla tatlı içimi bayıyor”a doğru evrilmeye başlar. Çünkü beyin yaptığınız araştırmalarda doğru olarak kaydettiği cümleleri zaman içinde duyu organları yolu ile ispata çalışır ve ispatlar da!
  4. Peki geçireceğiniz bu sürecin size ne yararı var? Burada bahsettiğimiz sizi hedefe götüren süreç. Bu süreç sizi nasıl bir insana dönüştürecek? Siz küçük bir değişim yaratırsınız, bu hayatınızın geri kalan alanlarına da sirayet eder. Çünkü yenilenmişsinizdir. Artık bu yeni halinizle uyumlu bir hayat istersiniz. Siz bir bütünsünüz. Bu sürecin size ne yararı olduğuna dair en az 21 madde yazın. ‘Bulamadım o kadar yararını’ dediğiniz anda üstüne gidin. Çünkü bilin ki bir eşikten atlamak üzeresiniz. O eşiği atladığınızda bu sürecin sınırsız faydasını bulabileceksiniz ve işte o zaman değişime hazırsınız demektir. Kendinize zaman verin 1 saat, 2 saat ne kadar ihtiyacınız varsa... Beyniniz bu nedenleri yeni rutininizi inşa etmek için kullanacak.
  5. Kırılma yaşayabileceğiniz en az 3 durumu ve bu durumların üstesinden nasıl gelebileceğinizi yazın. Yani o kaçınılmaz davetlerde nasıl davranan biri olmayı seçiyorsunuz? Ya da gece yarısı açlık krizlerinde... Kendinize hangi durumlarda “boşver!” diyorsunuz onu belirlemelisiniz. Beyin önceden hazırlıklı olmadığı durumlarda alışkın olduğu yoldan gitmeye meyillidir. Siz beyninize gitmesini istediği yolu önceden gösterirseniz kriz anı geldiğinde tereddüt etmeden eylem planını uygulayacaktır.
  6. Tartılmayın! Hergün tatılmak günlük motivasyonunuz ile oynar. Önemli olan günlük skorunuz değil ideal yaşam biçiminizdeki gibi besleniyor, spor yapıyor, sağlıklı yaşıyor, öyle davranıyor oluşunuzdur. En sık tartılma aralığınız haftada 1 olsun. Hatta unutun tartılmayı, süreçten keyif almaya bakın. Siz süreci keyifle yürüttüğünüz sürece kilonuz kendi icabına bakacaktır.
  7. Kendinize ödül verin. Ödülü 55 kilo olunca kendime şu ödülü vereceğim diye değil, hedeflediğiniz gibi geçirdiğiniz her 5 gün için ya da her hafta için belirleyin. Büyük hedeflere küçük adımlarla ulaşılır. Küçük adımlar önemlidir ve ödüllendirilmelidir. Ancak ödül derken bir porsiyon tatlıdan bahsetmiyorum. Beyninize tatlıyı bir ödül olarak tanımlamayın. Çocukluğumuzdan bu yana tüm kutlama masalarında baş köşeyi alan tatlı, yalnızca sizi hastalandıran (şeker vücudunuzdaki kanser hücrelerini besliyor), yaşlandıran bir yiyecektir. Sizin gerçek bir ödüle ihtiyacınız var, yeni rutininiz ile uyumlu bir ödüle! Gerçek bir ödül size/hayatınıza bir fayda sağlayan ödüldür. Mesela kendinize bir masaj hediye edin.
İlk 21 güne dikkat! İlk 21 gün beyniniz yeni alışkanlığınız/rutininiz için gerekli bağlatı yollarını oluşturur. Yani yeni alışkanlığınızı yaşam biçimine dönüştürmeniz için gerekli temeli oluşturur. Bu süre içinde kriz anlarını nasıl aşacağınız, kendinizi nasıl motive edeceğiniz ve nasıl ilerleyeceğiniz ile ilgili tüm gerekli verileri elde edersiniz. Tek ihtiyacınız olan ise kararlılığınızı ve sürekliliğinizi korumanızdır.