DOMİNO ETKİSİ

Bu hafta sosyal medyada da sıkça söz ettiğimiz domino etkisinden bahsetmek istiyoruz. Aslında çokça tecrübe ettiğimiz, ancak pek üstünde durmadığımız bir konu bu. Üstünde durmuyoruz çünkü büyük ve ışıltılı hedefler ve bu hedeflere ulaşan insanların hikayeleri bizi daha çok cezbediyor. Yanlış anlaşılma olmasın; büyük ve ışıltılı hedefler iyidir. İnsana umut verir, motive eder. Bazen başarıyı yalnızca hayal etmek bile o günü sanki başarmışçasına yüksek bir duygu durumunda geçirmenizi sağlar. 

Gel gelelim, uygulama aşamasının başında “dağları yıkarım” seviyesinde olan motivasyon, yerini yavaş yavaş “neyse ya daha uygun şartlarda denemek lazımdı zaten bunu” seviyesine bırakıyor. 

 

Peki motivasyonu ayakta tutmak için neyi farklı yapmamız gerekiyor?

Büyük hedefi alıp parçalara bölmek ve kendimizi domino etkisine bırakmak!

Kendinize koyduğunuz büyük hedefi alın ve sizi o hedefe ulaştıracak en küçük adımı belirleyene kadar ufaltın. Ama bu adım o kadar küçük bir adım olmalı ki “başaramamak imkansız olsun. 

 

Peki bu kadar küçük bir adıma neden ihtiyacımız var? 

Çünkü ilk hedefimiz şimdiye kadar başarı gösteremediğimiz bir konuda başarabileceğimize dair bir inanç oluşturmak. İnsanların kendilerine bir hedef koyduklarında başaramamalarının temel sebebi başarabileceklerine yeterince inanmamalarıdır. Oysa inanç bir kas gibidir. Ne kadar çok çalıştırırsak o kadar kuvvetlenir. Yani siz bugüne kadar hedeflediğiniz kiloya hiç ulaşamadıysanız, ulaşabileceğinize olan inancınız sizi yarı yolda bırakabilir. Bu nedenle biz de inanç kasını kuvvetlendirerek işe başlayacağız. Ona başarı hikayeleri vereceğiz. Hiç kitap okumuyorsak “21 gün boyunca her gün 1 sayfa kitap okuyacağım” diyeceğiz ki, öncelikle 21 gün boyunca hedefine ulaşmayı başarabilen kişi olalım. Çünkü hedeflerimize ulaşmamızdan daha değerli olan, kendimizi “hedeflediğini gerçekleştiren kişi” olarak görmemizdir.

 

İşte bu cümle bizi domino etkisine getiriyor. Siz küçücük bir adım atarsınız; belki 1 sayfa kitap okursunuz, 1 dilim ekmek az yersiniz ya da 2 bardak su fazla içersiniz ama bu küçük adım duygu durumunuzda bir değişim yaratır. Çünkü hedefinize ulaşmışsınızdır, dünden bir adım öndesinizdir ve kendinizi daha farklı hissediyorsunuzdur. Farklı hissetmeniz davranışlarınıza yansır. 

Hani 2 kilo verdiğimizde insanlara karşı daha toleranslı, daha güler yüzlü kişiler haline geliyoruz ya, işte tam olarak bundan bahsediyoruz! 

Peki şimdi bir soru: Tam da böyle yüksek enerjide olduğunuz bir gün karşınıza bir problem çıktığında tepkiniz ya da aldığınız kararlar enerjinizin düşük olduğu bir günle aynı mı olur? Tabi ki HAYIR.

Domino etkisi, siz bir dilim az ekmek yediniz diye hayatınızın geri kalanında yarattığınız pozitif etkidir. Ve bu pozitif etki, daha fazlasını yapmak için başarıyı hayal ederek sağladığınız motivasyondan çok daha sağlam ve kuvvetli bir motivasyon kaynağıdır. Artık bir kere başarabileceğinizi görmüşsünüzdür!

 

BONUS:

 

Daha geniş perspektifte yaklaşmak ve biraz da işin psikolojik boyutuna girmek gerekirse:

Her insanın zihninde kendine ait bir mükemmel kadın/erkek tanımı vardır ve olduğunuz kişi mükemmel tanımınıza yaklaştıkça iyi, mükemmelden uzaklaştıkça kötü hissedersiniz. Hayat amacınız sürekli bir değişim ve gelişim içinde kendi mükemmelinize yaklaşmaktır. 

Geliştikçe, ilerledikçe kendiniz ile barışırsınız. Özgüveniniz ve geleceğinize dair duyduğunuz inanç artar. 

Bu durum dingin ve mutlu bir duygu durumu yaratır.

Duygu durumunuz olaylar karşısındaki tutumlarınızı değiştirir ve bu da aldığınız kararları.

Farklı kararlar farklı sonuçlar yaratır ve bunun sonucunda hayatınız daha öncesinden farklı bir yola girer. Bir gün kendinizi şunu söylerken bulursunuz: Bir adım attım, hayatım değişti!