Dikkat: Felaket Senaryonuz Kurtarıcınız Olabilir!

Bugüne kadar kaç kere bu sefer başaracağım diye yola çıktınız? Peki aradan çok da zaman geçmeden kaç kere caydınız? Hangi engele takıldınız? 

Belki de cevabını en çok bilmek istediğiniz soru şu: Kendimize hedef koyduğumuzda neden hep engellere takılıyoruz?

Yukarıdaki fotoğraftan yola çıkarak bir örnek üzerinden gidelim.. 21 gün rafine şeker yememeye karar verdiniz ve 10 gün oldu gayet iyi gidiyorsunuz. Akşam bir arkadaşınızın doğum gününe gidiyorsunuz. Adettendir pasta kesiliyor (iyi ki doğdun hadi bunu ye de zehirlen der gibi) ve önünüze bir dilim pasta geldi. Ne yapacaksınız? Önce biraz direneceksiniz, kafanızı çevirirken gözünüz hep pastaya takılacak, sonra kendinizi yoldan çıkartacak ilk cümleyi söyleyeceksiniz: “aslında bir çatal alıp yalnızca tadına bakabilirim”. Belki gerçekten bir çatalda kalsanız dengeler bozulmayacak ancak, siz yemeye devam ettikçe ve akşamın ilerleyen saatlerinde  “neyse ya bozuldu bir kere nasılsa” dediğinizde yine bir kırılım yaşamış olacaksınız. 

Belki sizde de buna benzer çokça hikaye vardır. Bu hikayeleri yukarıdaki gibi analiz edebiliyor olmanız, düşüncelerinizi takip edebiliyor olmanız çok önemli. Beyninizin içinde neler dönüyor? Ne düşündünüz, kendinize ne dediniz de sizi caydıracak ilk adımı attınız? Asıl çözüm burada yatıyor.

Bir sorun, bir engelle karşılaştığınızda beyniniz alışkın olduğu yoldan gitmeye meyillidir. Yani daha önceden düşündüğünüzü tekrarlamak, sizi bildiği, daha önceden denediği yoldan götürmek ister. Çünkü denenmiştir, yani güvenlidir! Temelde beyniniz sizi korumaya çalışıyordur. Eğer düşüncelerinizi kontrol edebilirseniz, davranışlarınızı da kontrol edebilirsiniz. 

Peki düşüncelerinizi kontrol edebilmenin yolu nedir?

Beyninizi önceden hazırlamak! Eğer beyninize bir caydırıcıyla karşılaştığında ne düşüneceğini, bu durumu nasıl yorumlayacağını, hangi yoldan gideceğini önceden söylerseniz size itaat edecektir.

Önünüze bir tabak pasta geldiğinde ne düşüneceksiniz? 

“Nasılda lezzetlidir şimdi“ demek yerine kendinize rafine şekerin yasal uyuşturucu gibi her yerde nasıl boyanıp süslenip bize sunulduğunu, bir ritüel olarak hayatlarımızda yer aldığını hatırlatabilirsiniz mesela. Ve pastayı yiyenlere özenmek yerine bu kısır döngünün dışında kalabildiğiniz için kendinizi daha gelişmiş hissedebilirsiniz. Yine kendinizi “aslında bir çatal alıp yalnızca tadına bakabilirim” derken yakalarsanız, bu kez karşılığında “hep kendine bu cümleyi söyleyerek aynı tuzağa defalarca kez düştün, o bir çatalı almadığın gün başaracaksın” diyebilirsiniz. Ve bu yöntemin ne kadar etkili olduğuna gerçekten çok şaşıracaksınız. Çünkü paniklediğiniz anda beyninizin ne kadar ezbere davrandığını farkedeceksiniz!

İşte bu yüzden diyoruz ki; kendinize bir hedef koyduğunuzda daha önceden caydığınız ve muhtemelen yine cayacağınız en az 3 durum belirleyin ve bu durumları nasıl atlatacağınızı önceden yazın.

Siz farklı durumlara farklı çözümler buldukça beyniniz de çözüm bulmak konusunda yetenek kazanacak ve zamanla siz de hedeflerini disiplinle yerine getiren insanlardan biri olacaksınız. Aslında bütün bu anlattıklarımız bir bakıma nasıl disiplinli olunur sorusunun da cevabı sayılır. Çünkü biz her ne kadar disiplin doğuştan gelen bir yetenekmiş gibi davransak da aslında disiplin; caydırıcılar karşısında çözüm yolu bulmakta profesyonelleşmektir. Kendi beyninin işleyiş mekaniğini çözmektir. Bunun için de çokça pratik yapmak gerekir!